YÜKSEK ENFLASYON SEBEBİYLE SÖZLEŞMENİN DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEYEBİLİR MİSİNİZ? (EMPREVİZYON)

YAYINLAMA: 22 Mayıs 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 21 Mayıs 2026 / 17.19

Normal şartlarda bu soruya Türk hukuk sisteminde sözleşmelere sadık kalınması, "ahde vefa" (pacta sunt servanda) ilkesi kabul edildiğinden olumsuz cevap vermemiz gerekir. Bu ilke, hukukî güvenliğin ve öngörülebilirliğin teminatıdır. Ancak hayatın dinamizmi ve özellikle son yıllarda ülkemizde yaşanan ani ekonomik dalgalanmalar, sözleşmelerdeki ahde vefayı taraflardan biri için çekilmez bir yük hâline getirebilmekte ve günün sonunda hakkaniyete aykırı sonuçların doğurmasına neden olabilmektedir. İşte bu noktada, sözleşme adaleti ile hukukî güvenlik arasında hassas bir denge kuran emprevizyon ilkesi (aşırı ifa güçlüğü) ve buna bağlı "sözleşmenin uyarlanması" mekanizması devreye girer.

Konu Türk Hukukunda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun TBK 138’nci maddesinde düzenlenmiştir. Bilindiği üzere taraflar sözleşme yaparken mevcut koşulların gelecekte de büyük ölçüde devam edeceği varsayımıyla hareket ederler. Ancak eğer bu temel varsayımlar, tarafların öngöremeyeceği olağanüstü olaylar neticesinde çökerse, borçludan edimini aynen ifa etmesini beklemek dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı hâle gelir.

Hâkimin taraflar arasındaki sözleşmeye müdahale etmesi istisnai bir durumdur. Ancak istisna olarak kanunkoyucu TBK m. 138’de hâkime taraflardan birisinin talebi hâlinde sözleşmenin taraflarından birisinin talebi durumunda sözleşmeye müdahale ederek onu uyarlamasına yönelik imkân tanımıştır. Uyarlama talep edebilmek için kanun ve yargı içtihatları dört kümülatif şartın bir arada gerçekleşmesini arar:

Öngörülemeyen Olağanüstü Bir Durum: Sözleşme kurulurken taraflarca hesaba katılmayan ve katılması da beklenemeyecek, normal hayat akışının dışında bir gelişme (savaş, ekonomik kriz, yüksek enflasyon, devalüasyon, pandemi vb.) ortaya çıkmış olmalıdır.

Borçludan Kaynaklanmama: Bu olağanüstü durum, uyarlama isteyen tarafın kusurundan veya kendi risk alanından doğmamalıdır.

Sözleşme Dengesinde Aşırı Bozulma: Ortaya çıkan durum, mevcut olguları, ifanın istenmesini dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır.

İfanın Yapılmamış veya Şerhli Yapılmış Olması: Borçlu ya borcunu henüz ifa etmemiş olmalı ya da ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak (ihtirazi kayıtla) ifa etmiş olmalıdır.

Türkiye’nin ekonomik yapısı nedeniyle uyarlama davalarında en sık ileri sürülen sebep yüksek enflasyondur. Yargıtay geçmişte Türkiye'deki kronik enflasyonist yapıyı "bilinen bir gerçek" olarak kabul ederek, sıradan ekonomik krizlerin basiretli bir tacir veya kişi için öngörülebilir olduğuna ve tek başına uyarlama sebebi oluşturmayacağına dair kararlar vermiştir.

Ancak son yıllarda yaşanan ve geçmiş krizlerden niteliksel olarak ayrışan, ani ve aşırı yüksek enflasyonist süreçler bu geleneksel yaklaşımı sarsmıştır. Güncel görüşe göre sadece krizin varlığına değil, krizin boyutuna, şok edici yapısına ve sözleşme tarihindeki beklentilerle mevcut durum arasındaki fahiş orantısızlığa bakılmalıdır.

Uyarlama davaları kira sözleşmeleri başta olmak üzere inşaat sözleşme vs eser sözleşmelerinden vadeli mal alım ve satımları gibi her türlü sözleşmede uygulanabilmektedir.

YÜKSEK ENFLASYON SEBEBİYLE SÖZLEŞMENİN DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEYEBİLİR MİSİNİZ? (EMPREVİZYON)
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *